
I love this guy.
Polonya Macerası Başlıyor Temmuz 2, 2009
Mezun olundu, Kocaeli’ye veda edildi, İzmir’e taşınıldı. Avrupa Gönüllülük Hizmeti’ne başvurarak iyi midir kötü müdür bilinmez bir maceraya adım atıldı. Yoğun mail trafikleri sonucu Polonya’nın Gdansk şehrinin güzel sahil bölgesi Sopot’ta bir sivil toplum kuruluşu ile anlaşmaya vardık. 1 Eylül 2009′da oralarda olmam planlanıyor. İlk iş pasaport süresi uzatıldı, 10 parmaktan 10 parmak izi alındı, aileme ne kadar bağlıyım yeşil pasaportu hakediyor muyum konuları incelendi. Sonuç olarak 30 Haziran 2013′e kadar geçerli bir adet yeşil pasaport bana layık görüldü, ne ala. Şimdi sıra Schengen Vizesi için gereken belgeleri hazırlayıp, uçak bileti kurcalamalarına başlamakta.
Heyecanlı mıyım? Evet!
Mutlu muyum? Çok çok =)
Yepyeni bir ülke, değişik kültürler, daha önce hiç yapmadığım işler, görmediğim sokaklar, duymadığım bir dil.Ah dil demişken 2 adet de çantaya sığanından sözlük alındı. Lehçe öğreneceğim, işime yarar mı? Kimbilir belki bir gün.
Gönderici organizasyonum Bornova Belediyesi. Belediyedeki danışmanım Duygu, çok tatlı, gülümsemekten yorulmayan biri. Sık sık yanına uğramam gerekecek sanırım bundan sonra, hiç de sıkılmadan yardım edecek gibi.
Gdansk hakkında dedikodular da topladım tabi. Polonya’nın en güzel şehri olduğuna dair söylentiler var =) Kuzeyde, Baltık Denizi’ne kıyısı var. Soğuk oluyormuş haliyle. Ama Çok sevimli, güzel bir şehirmiş. Polonya ucuz bir ülke, 1€ = 4,4 Zloty. Aylık 85€ alacağım AB fonundan. Haydi haydi yeteceğini söylüyorlar, öyle umuyorum.
Eylül 18′de October Fest başlıyor Münih’te. Polonya-Almanya 15€’ya uçak bileti buldum, araştırmalarım devam ediyor. Üniversiteden arkadaşlarla buluşup OctoberFest’in ilk günü sağlam kafa olmak dileğiyle =)
Gelişmelerle tekrar karşınızda olcağım =)
La Science des Rêves* Ocak 25, 2009
Uyumayı çok seviyorum.
Gecelerimi yiyip bitirse de, sabahlarımı ona kurban etmeye bayılıyorum!! Evet bazen hayatımdan çaldığını hissediyorum, kızıyorum, “Uyumayacağım bu gece!” diyorum, ama onun sıcak kucağı eninde sonunda çekiyor beni içine, hem de ertesi sabah az uyuduğumun pişmanlığı da ekstrası.
Üniversitede, sabahlara kadar oturduğum, akşamlara kadar uyuduğum ilk yıllarımı hatırlıyorum. Depresyondan çıkmayan, dolayısıyla yataktan da çıkmayan, mutsuz, bitkin, yemek yemeye bile üşenen bir yaratıktım. Sabahlara kadar oturmak dediysem, yatağın içinde oturmaktan bahsediyorum, kimse o odadan, o yataktan çıkaramadı beni! =) Yeni bir iş hariç. Sonra her sabah 8′de kalkmalar, her gece 12′de uykum geldi sayıklamaları başladı. Hoş ilk aylarda geceleri yatmamakta direnmeye devam ettim, sabaha karşı uyuyup, işe sabahları sürünerek gittim. Ama gördüm ki ortada bütün gün bir Deniz’den çok, sinirli, beceriksiz, şapşal, gözleri görünmeyen bir yaratık dolaşıyor; el mahkum 00:00-1:00 deyince uyuma çalışmalarına başlar oldum. Bir de yatağa girdi mi hemen horuldamaya başlayan uyku canavarlarından da değilim hiç! En az bir saat dön babam dön… Düşün babam düşün… Ne düşünürsün bu kadar a şapşal?! Zamanımı yiyor diye uykuya kızan kıza bak, daha da beterini yapıyor; uyuyormuş gibi yapmak. Ne uykunu alıyorsun, ne ayakta durup bir şeyler yapıyorsun… Bu insanın sahip olabileceği beter huylardan biri. Hep istedim daha yatak düşüncesi zihninden geçerken salyaları akmaya başlayan insan modeli olmayı. =)
Bu yazıyı kaç kere yeniden düzenleyeceğim bakalım… Yazar olma iddiasında değilim. =) Ama insan geri dönüp bakınca da güzel bir şey görmek istiyor canım.
Lilly Allen çalıyor, sabahın 8.20′si, midem kahvaltı bekliyor hevesle.
Bitirilmeyi bekleyen bir dönem projesi ve çalışılmayı bekleyen 6 sınav var.
Ah bir de konuşmayı bekleyen çok tatlı bir adam. =)
3′e bölünüyoruz bugün kızlaaaarrr!!!
=) (=
*La Science des Rêves : Rüya Bilmecesi
2nd Date ^_^ Ocak 21, 2009
I have a date!
my second one with the same person!
we enjoy watching movies together… it’s so simple and sooooo amazing!!!
ok! i’ll wear my socks, have a cup of hot tea, tie my hair, and go to date with my pink pyjamas and puffy slippers
)
wow the best date ever!!
we’ll watch the departed, our first movie was the fall which is really cool and impressive.
it’s very interesting for me feeling soooo good after a really REALLY bad day!
i love him making me happy so much!
ok the departed, i’m coming after wearing thick woollen socks!
<3 <3 <3
:* puckhead *:
Sabahın Körü Ocak 21, 2009
Hazırlandım işe gidiyorum. Bütün gece uyumadım, sıkılmadım da. Okul yok, bir hafta sonra bütler var. Bitirmem gereken bir projem var. İşe gidesim yok, orayı sevmiyorum, o kadını sevmiyorum… Ömürümü oraya satarken kendimi de sevmiyorum… Annemi, evimi, İzmir’i özledim. Başka şeyler de var özlediğim. İnsanın büyüdükçe öğrendiği şeyler arasında duygularına ket vurabilmek de olması pis bir şey.
Beyaz parlak ojeler, mor yüzük….
Beyaz kazak, mor şal….
Beyaz parlak dişler, kırmızı dudak…
Beyaz karlar, siyah asfalt….
Beyaz porselen, yeşil salatalık….
Soğuk duvarlar, sıcak duygular….
Fuck my life!
